salıncakta olmasanda.. 23/3/2008 | 22:22
Issız bir parkta sallanırken insan, gökyüzüne dokunacağını düşünür bazen..
sonsuz mavinin derinliklerinde kaybolup gideceğini hayal eder..
düşler kurar, mutluluğa dair.. içinden şarkılar söyler biraz hüzünlü biraz
melankolik birazda aşk kokan.. hızlanır git gitte sallanışlar.. düşündükçe
hızlanır.. hızlandıkça düşünür.. sonra birden ya kopar ipleri salıncağın tüm
düşler suratına yapışır insanın.. yada durur salıncak.. düşlerde durur.
mavilikler siyah olur ansızın.. mutluluk hüzün.. hüzünler acı.. şarkılar
birer feryat olur.. duyan olmaz.. salıncağın ardında kimse kalmamıştır
sallayan.. ve o an.. karanlık çöker başta parka.. sonra tüm şehre.. ve sen
siyah görürsün herşeyi.. konuşmak istersin konuşamazsın.. konuşursun anlayan olmaz
yine susarsın.. gidersin sonra.. karanlıklar içine ve ağlarsın sonra
herkesten gizli.. herkes toplanır başına.. gözlerinde alaycı gülümsemeler..
nefret edersin insanlardan.. kaçarsın bilmediğin bir yere.. yerde gözünden
akan yaşların izleri.. basmadan üzerine koşarsın.. koşarsın.. koşarsın.. bir
uçurum çıkar karşına.. durup kalırsın bir süre.. sonra bakarsın ardına..
herkes arkanda.. atla atla diye tempo tutarken görürsün dostlarını.. ve
gülümsersin son bir defa.. bırakırsın kendini boşluğa.. rüzgarda savrulur,
sallanırsın.. salıncakta olmasanda.. son sallanıştır bu .. son ..
git rüzgar, al gel onu... 23/3/2008 | 22:22
bazen içine attıkları kemiriyor insanı.
ya hayatına hiç almayacaksın ya da sildin mi zerre kadar iz bırakmayacaksın.
yoksa gecenin bir yarısı öyle bir sızlatır ki içini dünya başına döner.
yine hüzün uğradı geceye.
sabah gittikçe uzaklaşıyor benden. o da sevmiyor beni herkes gibi.
yalnızlık ağızda çoğalan tatsız lokma, ne yutabiliyorum ne de atabiliyorum.
adı hasret, sızısı sonsuz, yatağım onsuz...
titrek bir iç çekişi hakim bedenime, onsuz olmayacak biliyorum.
duvarlar üzerime geliyor, daralıyor ruhum. Ecel gelse eğeceğim boynumu önüne bir koyun gibi.
gözlerimi kapatmak geçiyor içimden sonsuz bir uykuya, uyumak , uyumak... ve bir daha uyanmamak...
ne güzel bir vuslat demi ölüm denen meçhul son.
ama biliyorum ki her iki dünyada da olmayacak yanımda.
hey gidi hırçın rüzgar neden bu kadar acımasızca vuruyorsun pencereme. sen de mi intikam alıyorsun benden aklınca.
oysa benim gözlerim sende değil, hep aralık bıraktıgım kapımda.
o gelecek, gıcırdatarak silecek ölüm sessizliğini odamdan.
çek git şimdi , dövünme deli deli, insafsızca vurma kendini oradan oraya. yalnızlığımı da al git buralardan...
gizli bir mektup sıkıştrayım cebine. git onun kapısını döv usulca. gözyaşlarımı gotür. o yağmuru çok sever bilirim. penceresinden sız içeri. bir su gibi avuçlasın beni , ellerinden kalbine sızayım ...
....
yatağım onsuz , gece sonsuz...
silahım kurşunsuz,
sobam odunsuz...
git rüzgar, al gel onu...
onsuz ellerim buz...
Benim için var olduğunu bilmek bile yeter, seni hiç göremesem de23/3/2008 | 22:19
Senden uzak, sesinden uzak...
Bir kez dokunamadığıma mı yansaydım sana,
yoksa sesinden uzak kaldığıma mı,
hangisi daha çok canımı yakıyordu...
anlayamadım.
Yıllardır içimdeydin, belki de asırlardır...
belki de doğmadan önce de biliyordum seni.
Hep beklediğimdin sen, ama sana bunu anlatamadım...
Ben geldikçe, kaçanım oldun..
içini bilmediğim, yüreğini görmediğim sevdanın,
kekremsi tadı oldun dilimde..
bıkmadan usanmadan sevgimi anlattığım,
kağıtlar tükenip de kalemimin kırıldığı an da bile
beni düşündüğünü umut ederek,
yeniden yazmaya koyulduğum
adını bile koyamadığım sevdam oldun.
Benim için çok şey oldun,
ama ben senin için hiçbir şey oldum...
Kaç kopuş yaşadım bunca senedir..
Şerha şerha bölündü ruhumla birlikte kalbim.
Dayandım...
dayandım da bir senden kopuşuma dayanamadım..
Ama olsun be gülüm, ayrılığı bile senden diye, sevdim ben...
Hep beni sevdiğini hayal ettim, belki de sevmedin..
ama ben hep hayal ettim.
Hayalin bile güzeldi, bozmaya kıyamadım..
Beni kırdığın zamanlarda bu hayale sarıldım sımsıkı,
seni kolay affetmelerim de bu yüzdendi zaten.
Gözyaşlarım akarken sessizce yanaklarımdan,
onları bile sevdim, çünkü onlar sana aitti.
Seni kaç gece döktüm gözlerimden bilmem, sayamadım...
Sesini hapsettim beynimin tüm hücrelerine.
Özledikçe, çıkarıyorum sesini.
Kapatıp gözlerimi, seni düşünüyorum yanımdaymışsın gibi.
Hep kızdın bana belki de seni sevdiğim için,
nedenini anlamadığım kızgınlıklarının tümünü bana yönelttin her zaman.
Bilemedin, bilemedin senden bir şey istemediğimi.
Bırakmadın beni, seni özgürce sevemedim.
Seni senden gizli sevdim.
Gittin, yoksun hayatımda.
Artık gizlemiyorum duygularımı,
özgürce seviyorum seni.
Gözyaşlarımı hergün avucumda biriktiriyorum,
sonra öpüyorum onları bir bir, seni öpercesine.
Gittin ve ben, gitme kal benimle diyemedim sana.
O kadar istekliydin ki gitmek için, dur diyemedim sana,
içim yandı da yine de kal diyemedim umursuz bakışlım..
Ardından bakarken, sessiz çığlıklarla bağırdım...
duysaydın çığlıklarımı yine de gider miydin?
Kulaklarını kapatabilirdin belki,
ya kalbini kapatabilir miydin bana? hiç bilemedim...
Gitmen, seni sevmemi engellemiyor anla artık.
Sen yokluğunda da varlığımsın...
hiç gelmeyecek olsan da bundan sonra,
yine de varlığım kalacaksın.
Seni hep beklemiştim asırlardan bu yana...
geldin varlığınla beni mutlu ettin.
Şimdi gittin, yokluğunla bile mutlu ediyorsun.
Çünkü senden bana kalan şey o kadar güzel, o kadar özel ki...
Gel demiyorum sana, demeyeceğim..
Gittiğin yerde mutluysan eğer, bu da bana yeter.
Sesinden mahrum kalmışım ne çıkar,
senin özleminle her gün canım daha bir yanmış ne çıkar..
Yokluğunu varlığa çevirebilmişim ya, bu da bana yeter..
Gün aşık olmuş geceye,
Gece de yakamoz düşürmüş denize
Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze.
Birbirlerini hiç görememişler belki de..
Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye..
Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine
Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı
Gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden
İkisi de bulutlara yükleyip hüzünlerini
Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını
Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de
Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de....
Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize.
Sen benden gitsen de, ben gelirim senin bensiz kıyılarına.
Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme...
Gelirim, derin, sessiz duygusuz uykularına...
Benim için var olduğunu bilmek bile yeter, seni hiç göremesem de...